Kayıp Savaş Sanatı – SUN BIN Özeti ve Yorumu

Sun Bin, antik çinde yaşayan bir stratejisttir. Sun Tzu ile akraba oldukları düşünülmektedir. 20yy’dan önce Sun Tzu ile aynı kişi olduğu düşünülmekteydi. Çünkü eserleri henüz bulunamamıştı. 20yy’da “Kayıp Savaş Sanatı” bulundu. Ancak yazdığını kitabın ancak bir kısmı bize ulaşabilmiştir.

Problemler üzerine

Karmaşık bir yumağı çözmek isteyen ipleri düşüncesizce çekiştirmemelidir.

Bir problem olduğunda, en iyisi ona bulaşmamaktır ve düşünüp en uygun imkanı ve zamanı yakaladığımızda onu ince ince çözmemiz gerekir.

Bütün problemler İskenderin Gordion düğümü gibi değildir. Mutlak çözümü yoktur. Dolayısıyla, düğümü parçalayacak kılıcımız yoksa,onu ince ve karmaşık işçilikle  çözebiliriz.

Yazılım geliştirirken, öncesinde ince ince plan yapmamız gerekir, çünkü plansız başlanıp devam ettirdiğimiz bir süreç, sona gelindiğinde istenen sonucu vermez. Gözden kaçırdığımız çok şey olduğunu farkeder ve herşeye baştan başlamamız gerektiğini farkederiz. Dolayısıyla emeğimiz de boşa gitmiş olur.

Zhao’yu kurtarmak için Wei’i kuşatmak

Zhao, Sun Bin’in müttefiğinin bir şehriydi. Wei ise , Zhaoya saldıran düşmanın şehridir. Sun Bin, Zhaodaki kuşatmayı kırmak yerine, bütün gücüyle Wei’e saldırır. Wei de yaşlılar ve sakatların dışında ufak bir ordu olduğu için kolaylıkla ele geçirir. Bunu duyan düşman çılgına dönerek, kuşatmarı bırakıp, Wei’e geri döner. Fakat kuşatmadan yeni çıkmış , morali bozulmuş ve dönerken yorulmuş düşman, Weideki ordu tarafından kolaylıkla bozguna uğrar.

Dövüş sanatı: Size tekme atan bir düşman, dengesinden taviz verir ve diğer bacağını savunmasız bırakır. O tekmeyi karşılamak yerine , düşmanınızın diğer bacağına vurmak daha mantıklıdır.

Felsefe : Saldıran, saldırmak için gücü bir yerde toplamalıdır. Gücün bir yerde toplanması, diğer yerlerdeki gücü azaltır. Güçlü olduğunu hisseden saldırgan, zayıf yerinden vurulduğunda gücünü sorgular ve moralini kaybeder. Zayıf yerini koruma çabası, ön görülebilir olduğu içinde, stratejik olarak kaybeder.

Strateji : Rakip size saldırıyorsa ya bunu geri püskürtürsünüz ya da ona saldırırsınız. Savunma bekleyen rakibe, saldırı yapmak onun kafasını karıştırır. Bir an da saldıran iken, savunan olur.

Retorik : Biriyle tartışırken, kendinin zayıf olduğu konuyu değiştirip, karşı tarafın zayıf olduğu konu üzerinden tartışmayı sürdürürsen, karşı taraf yetersiz kalacaktır. Kendini savunma ihtiyacı hissedeceği için, az öncesinde üstün tarafın kendi olduğunu unutacaktır. Zihninin odağı değişecektir.

Siber Güvenlik : Bazı DOS saldırısı koruma sistemleri, saldıra yapan bilgisayarların bufferlarını hedef alıp, onları hafızasını doldurarak , saldırı yapamaz hale getirmektedir.

 İlk adım

Savaş istenmez, zafer arzulanmaz. Harekete geçmek için ilk adım, zafer için gerekli koşullar var olduğunda atılmalıdır.

Bir düşmana, savaşmayı istediğin için saldıramazsın. Haklı sebebin ( Casus Belli ) yoksa, ne halkın ne de ordunun desteği yeterli olur. Haklı olan düşman, sayıca az da olsa daha güçlüdür. Saldırıdan önce bakılacak ikinci şey de, savaşın kazanılabilirliğidir. Öyle ki düşmandan en az iki kat güçlü olunmadığında savaş risklidir.

Savaş ancak savaşla engellenir

Beş imparatorun erdemi, üç kralın yeteneği karşısında zayıf düşenlerin savaşı insanlığı ve adaleti yayarak yasaklayacağım dedikleri söylenir. Bu yöntemi bir çok kral denedi ama başaramadı. Savaş ancak savaş ile engellenir.

Yaklaşan bir savaş engellenemez, engelleme çabaları sadece bunu erteler ve daha beklenmedik bir savaşa neden olur. Onun için bir savaşı engellenmenin yolu savaştır. Ertelemek, tembellik ve kaçmak zafer kazandırmaz. Düşmana avantaj sağlar.

Ancak ;

Savaşa sadece mecbur olunduğunda girilmelidir.

Ordunun boyutuna göre durumlar

  • Ordumuz fazlaysa, fishing yapılır. (yem atılır, düşman kontrollü olarak yönlendirilir.)
  • Ordumuz azsa, beklenir ve asıl güç gizlenerek tuzak kurulur. (Gizlenilir, zayıf olduğumuz ve saldırma cesaretimiz olmadığı ima edilir. Ancak asıl güç ile düşman parçalara ayrılarak yok edilir.)
  • Ordular eşitse, yukarıda ki iki teknik aynı anda uygulanır. ( Yem at,  yemi yuttur. Eş zamanlı olarak asıl güçle saldır. )

Dar geçitler ve engeller

Bunlar her çağda her savaşta etkili silah olmuştur, düşmanı yenmez ancak düşmanın tam gücünün kullanamamasını sağlar.

Kaçışı olmayan düşman

Çıkış yolu kalmamış düşmanın, hala çıkış yolu olduğuna  ve beklemesi gerektiğine inandırılması gerekir.

Yoksa düşman savaşmaktan başka çaresi olmadığını anlar ardından büyük cesaret ve fedakarlıkla savaşır.

Asıl güç nedir?

Nüfuz, sayı, hile, strateji değildir. Analiz ve kontroldür. (Bilgelik ve İrade)

Analiz olmazsa hile ve strateji uygulanamaz. Kontrol olmazsa nüfuz ve sayının anlamı kalmaz.

Zafer

Zafer seçimlere, yiğitlik düzene, esneklik duruma, vurucu güç güvenirliliğe, kalite eğitime bağlıdır.

Kılıç taşımak

Kılıç bütün gün taşınır ama bu ille de kullanılacağı anlamına gelmez.

Kılıç doğuştan sahip olmadığımız bir silahtır. Tertip ve düzene de doğuştan sahip olamayız. Gücümüzü kullanabilmek için sürekli düzen içerisinde birşeylere hazırlıklı bulunmalıyız. Fakat bu gücümüzü sürekli kullanacağımız anlamına gelmez. Kılıç yanımızda değilse, gücümüzü kullanmamız gerektiğinde kullanamayız.

Arayışlar Kitabı – Hakikate Giden Yol – El-munkizü minezzalal

Çeşitli yayın evlerinden, farklı isimlerde yayınlanan Gazalinin , El-munkiz adlı kitabının Doç.dr.Osman Gürman tarafından tercümesini okumuş bulunmaktayım.

Özet

Kitap, 80 sayfa küçük bir şey aslında özetlemeye gerek yoktur. Kitaba Gazalinin bütün düşüncelerinin özeti olarak bakıp, okumanızı tavsiye ederim. Buna rağmen özetin özeti şeklinde , gözüme çarpan yerleri yazacağım.

  • Bir ilim dalının, doğru geliştiğine karar vermek veya bozukluk olduğunu iddaa etmek için , onu tamamen öğrenip ,o dalda yetkinliğe sahip olmak gerekir. Bir disiplini anlamadan reddetmek, karanlığa taş atmak gibidir . (Gazali burada felsefeyi kastedip, felsefeyi tamamen öğrendikten sonra , felsefenin yanlış tarafları olduğunu keşfettiğini söylüyor. Burada felsefinin bir kısmını kastettiğine dikkat etmeniz gerekir. ) [S 22]
  • Gazali filozofları, bir ilaha karşı tutumuna göre 3′e ayırır : Dehri(ateist),fizikçiler/doğacılar(teist materyalistler),metafizikçiler(ilahiyatçılar) . Bunlarının ilk ikisi sofist, erken dönem filozoflarıdır. Metafizikçiler ise Sokrat,Eflatun ve kısmen Aristodur. [S 23]
  • Gazali felsefeyi 6 konuya ayırır. Matematik, Mantık, Fizik, Metafizik(Teoloji), Siyaset, Ahlak . Eleştirileri metafizik konusuna yöneliktir. [ S 26 ]
  • Matematiğin, kesin bilgilere dayalı olduğunu ve dini doğrulama veya dinle çelişme bakımından din bilimleriyle alakası olmadığını söyler.
  • Matematikle ilgilenenlerin şöyle bir riski vardır; matematiğin kesinliğini gören bir kişi , felsefenin metafizik konusunda kesinlik içerdiğine inanabilir. Bu hataya düşen kişi , bazı filozofların veya bilim adamlarının metafizik görüşlerine, kesin bilgiymiş gibi inanarak, dini reddedebilir. Bu kişiye metafizik konusunun teorik olduğu anlatıldığında, tuttuğu filozofa hayranlık beslediği için bunu kabul etmeye yanaşmaz. Çünkü ya yeni bilgiler öğrenmeye üşengeçlik gösterir ya da arzularına kapılmış olduğu için kendini akıllı görür. [S 26 27]
  • Matematiğin ikinci / fiziğin ilk riski, cahil din adamlarının,kendi aklıyla uyuşmadığı için matematiğin/fiziğin bir kısmının reddetmesidir. İnsanlar doğal olarak, matematikçilerin haklı olduğunu görüp, dini reddetmesi muhtemeldir. [ S 28 ]
  • Gazali , (bazı) fizikçilerin “Evrenin Allahtan bağımsız olup, Allah tarafından yönlendirilemeyeceği” görüşüne karşı çıkar.
  • Birçok filozofun “Evren yaratılmamıştır, hep vardı ve hep var olacak.” görüşüne karşı çıkar. [Bu görüş, artık modern bilim tarafından da pek kabul görmemektir. (bknz: Big Bang Teorisi, Evrenin soğuması)]
  • Aristonun “Bedenler yeniden dirilmez, karşılık görecek olan sadece ruhtur. Bu ceza sadece ruhanidir.” görüşüne karşı çıkar. Aristonun yeniden dirilme görüşü doğrudur. Fakat bedenin dirilmeyeceği görüşü islama zıttır.
  • Bazı filozofların “Allah sadece genel şeyleri bilir, ince ayrıntıları bilemez” görüşüne de karşı çıkar. (bknz : sebe 3)
  • Doğruyu kişisine göre tanıma! Önce doğruyu tanı ki doğru olanı da tanıyabilesin. (Hz.Ali). Akıllı kimse, doğru söyleyeni ister yanlış yolda olsun, ister doğru yolda, kabul eder. [S 34]
  • Mantık Bilimini bilmeyen bir kişi felsefeyle kesinlikle uğraşmamalıdır. [ Mantıklı olmakla, mantık bilimini bilmek aynı şey değildir. En mantıksız insan bile mantıklı olduğunu düşünebilir] Çünkü deniz kıyısında yüzme bilmeyenler, denizden uzak tutulur, usta yüzücüler değil. Yılana dokunmaktan, çocuklar uzak tutulur, işini bilen afsuncu değil. [S 34] Çocukların eline tüfek verilmez, uzak tutulmalıdırlar fakat bir asker bundan uzak tutulmaz.
  • Akıl tek başına, anlaşılmaz noktalardaki bütün sır perdelerini kaldıracak kadar yeterli değildir. [S 39]
  • Nübüvvete delil olarak ; Astronomide bin yıldan gerçekleşen şeylerinin bilinmesinin çok zor olduğunu ve ilaç biliminin özelliklerinin tespitini neredeyse imkansız olduğunu, bunların sadece peygamberler tarafından indirilmiş bilgiler olabileceğini söyleyip, delil olarak bunu göstermiştir. [s 62]
  • Bir ilmi bilen, o ilmin ustalarının kim olduğunu bilir. ”Tıp bilen, kimin hakiki doktor olduğunu ayırt eder. Fakat bilmeyen ayırt edemez.” dedikten sonra peygamberlerin bilmini bilen kişide, kimin peygamber olup olmadığını böyle anlar. [s 62]
  • “Kim bir zalime yardım ederse, Allah o zalimi onun başına musallat eder.” hadisini peygamberliği delil olarak kullanmıştır. (Bir zalimi desteklersen, ilerde onun sana da zulmedebileceğini hesaba katman gerekir, onun için yılanı başında keseceksin.) İnanmıyorsan, bir zalime destek ver ve sana da zülmetmesini bekle. [s 64]
  • Peygamberliğin varlığı konusunda, sopayı yılana çevirme ve ayı iki bölmek gibi şeyleri önemseme, kesin bilgiyi peygamberliğinin tarihen sabit olgu olması (bknz.Perennial(kalıcı) felsefe)  ve peygamberlerin getirdiği bilgilerin doğruluğu ile doğrula. [s 64]

Eleştiri

Modern bilim araştırmalarla (kızıl ötesi ışın yayılımı), Gazaliyi , (bazı)filozofların”Evren yaratılmamıştır, hep vardı ve hep var olacak” görüşüne karşı haklı çıkarmıştır (kesin olarak olmasa da, bilim camiasında artık pek inananı yoktur, Çoğu bilim adamı 14 milyar yıl önce var olduğunu, milyar yıllar sonrada evrenin yok olacağını düşünmektedir. ) . Kuantum fiziği , klasik fizik kurallarının istisnaların olduğunu ortaya sürmektedir. Gazalinin peygamberlik konusundaki astronomi ve ilaç bilimi delillerinin artık geçerliliği yoktur. Günümüzde 150 milyar yıl sonra evrenin soğuyacağını bile hesaplayabiliyoruz. Gök cisimlerin hareketini hesaplayıp, 1000 yıl sonra hangi cismin nerede olacağını hesaplayabiliyoruz. İlaç bilimi de testler ve veri madenciliği temeli üzerine kuruludur. Şu an bu bilimlerin “akıl almaz” bir tarafı yoktur.  Eski yunan filozofları dünyanın çapını zamanında geometri ile tespit etmişlerdir. Hatta Aristo’dan itibaren tutulmaları bile hesaplayabiliyoruz. Buradan Gazalinin çağının astronomi bilgisinde geri kaldığı anlaşılıyor.Yani bu astronomik hesaplar çok eskiden de yapılabiliyordu. Onun dışında , Gazalinin “yıldızların, insan kişiliğine bir etkisi yoktur. Yıldızlar çok uzaktadır, insana bir etkisi olmaz.” görüşü doğrudur.